buluş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
buluş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2012

BİLİŞİM SEKTÖRÜNDE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI


21.yüzyılda, sınır tanımayan teknoloji ağı hızla gelişmekte ve donanım çağından yazılım çağına geçiş aşikar bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu gelişmelere paralel olarak Fikri Mülkiyet Hakları Sistemi, endüstriyel ve teknolojik buluşlar sayesinde önemli ölçüde gelişmiş ve çeşitlilik kazanmıştır.
Fikri mülkiyet koruması yeni kavramları kapsayacak şekilde yavaş yavaş genişletilmiştir. İnternetin gün geçtikçe yaygınlık kazanması ve bu sayede bilginin tüm dünyaya kolayca ulaştırılabilmesi bilginin kopyalanması ve yeniden kullanımı için artan talebi de beraberinde getirmiştir. Bu tür gelişmeler, yasal koruma sisteminin alanının genişlemesine ve yeni koruma kavramlarının geliştirilmesine neden olmuştur.
Fikri mülkiyet eserlerinin internet üzerinde lisansının verilmesi, internet üzerinde bazı kişilerin izin almadan başkalarına ait tanınmış markaları “domain name” olarak kendi adlarına kayıt ettirmeleri, değişik ülkelerin fikri ve sınai haklarla ilgili mevzuatlarının en iyi şekilde nasıl uyumlaştırılabileceği, bilgisayar programlarının tersine mühendislik yolu ile tekrar üretilmesinin yükleme veya kopyalama olup olmadığı ve eserin bilgisayarın hafızasına yüklenmesinin kopyalama sayılıp sayılmadığı konuları uluslararası düzeyde en çok tartışılan güncel sorunlardandır.

Bilgisayar programlarının, algoritmaların, matematiksel formüllerin patentli olarak korunması ve hakkın ihlali olmayan durumlarda fikri mülkiyet eserlerinin paralel ithalatına izin verilmesine yönelik olarak uluslararası düzeyde bir eğilim ortaya çıkmaktadır.

15 Ağustos 2007

Delisi Bol Olan Köy İyidir!

Yaşlı ve yabancılarla sohbet etmekten büyük keyif alan, al yanaklı, tonton bir amca tanımıştım. “Mucitim” demişti. Gülerek hızlıca anlattı hikayesini. Evde ne varsa değiştirip “daha işe yarar” hale getirmeye ve durup durup “icat çıkarmaya” bayılırmış, “icat çıkarma” diyenlere inat. Deli derlermiş ona. Şimdikiler çok şanslı dedi, o alıştığımız görmüş geçirmiş ağırbaşlılıkla.
Bu olaydan sonra ne zaman teşvik edici bir yarışma veya etkinlik duysam hep o yorgun “muciti” hatırlarım.
İşte bu yarışmalardan biri: Henkel firmasının “İkinci Henkel İnovasyon Yarışması”. Yarışma ile, fikri hakların ticarileştirilmesi, ürün portföyü ile uyumlu yeni fikirlerin desteklenmesi amaçlanmış. Temelde 4 kategori belirlenmiş olup, bunların her birine yeni buluş ve tasarımların katılımı beklenmekte.

Kategoriler:
Çamaşır ve ev bakım ürünleri,
Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri,
Yapı kimyasalları ve yapıştırıcılar,
Henkel teknolojileri

Son katılım tarihi 31 Aralık 2007. Detaylı bilgi için buraya göz atmanız yeterli.


3 Mayıs 2007

Fikrini Parçalara Ayır; Zira Küçük Olan Güzeldir!

Geçen gün e-postalarımı kontrol edip, içlerinden okunabilecek olanları ayıklamaya çalışıyordum. Bu tür durumlarda silinecek ve okunacak e-postaları seçmede iki temel kriter kullanırım. Eğer başlığı ilgimi çekmeyen çok uzun bir metin ise gelen kutuma düşen, okunma ihtimali doğrudan azalır. Muhtemelen bu e-posta vaktimin olduğu bir zaman okunmak üzere bekletirim. Ancak aradan birkaç gün geçip hala okunmayınca, her kontrol edişte aynı postayı görmek sıkar ve çok büyük bir ihtimalle birkaç gün içinde silerim.

Bir de, hani şu başında uzun süre insanı oyalayıp sonunda bunu bilmem kaç kişiye gönderin bakın görün neler oluyor, yollamazsanız acayip felaketler olur vs. diyerek zincir mesajlar yaratan anlamsız ve gönderildiği kişileri de gereksiz yere sıkıntıya sokan mesajlar var. Bunlardan nefret ederim. Bir de spam lerden…

Neyse bunu uzatmaya niyetli değilim aslında. Sadede geleyim. Geçen gün bir arkadaşımdan, hayran kaldığım bir tasarımın tanıtım postasını aldım. Toplu halde iken evin bir köşesine sığan harika bir aksesuar, açık halde ise harika bir oturma takımı.
Bunu görünce tasarımın asi bir yanı olduğunu bir kez daha fark ettim. Mevcut oturma gruplarının ev içinde kapladığı alana itiraz edilmiş ve çok daha fonksiyonel, şık, estetik ve kullanışlı bir oturma grubu tasarlanmış. Gel de hayran olma bu hayal gücüne!

Dünden bu yana ise sevgili arkadaşım Onur’un hayal gücü ile ortaya çıkan ve şimdilerde “Fikir Ayracı” adını alan bir kitap ayracını inceliyorum. Fikir Ayracı’nın ortaya çıkış amacı birçoğumuzun kitap okurken yaşadığı ortak sıkıntı: kalınan yeri belirlemek. Tasarımı ise çok estetik ve kullanışlı görünüyor. Aynı asi tutum burada da kendini gösteriyor. Mevcut kitap ayraçlarının veri sağlama yetersizliğine itiraz edilmiş ve çok daha fonksiyonel, şık, estetik ve kullanışlı bir oturma grubu tasarlanmış. Ama yine de, Onur’un göndereceği numuneyi inceledikten sonra eleştiri hakkım saklı kalsın. Bu kadar kayıtsız şartsız bir “şakşakçı” olmayayım. Fikir Ayracı’nın tescilli olduğundan haberdarım ancak bana göre, ayracın bir tasarım yönü de bulunmakta. Üst yüzeyi öyle bir tasarlanmış ki, görüntü bakımından sıradan ayraçlardan farklılaşmış. Tasarımındaki bu yenilikçi stil ise ürünün faydalı olmasını sağlamıştır. Bu sebeple “Fikir Ayracı” nın tasarım tescili ile korunmasının da son derece önemli ve gerekli olduğunu düşünüyorum.

26 Nisan 2007

Ey Türk Mucit, Koru Kendini


Televizyonlarda, tüm kanallarda görmeye alıştığım, hemen farklı bir kanala geçip izlenebirlir birşeyler arayıp aynı türden başka yarışmalar görüp hayal kırıklığına uğradığım ve nihayet pes edip eşimin yine NBA'yi açmasına bile aldırış etmeyecek kadar ekrandan soğuduğum çeşitli şarkıcı, oyuncu, dansçı, sirkçi, patenci vs. keşfine yönelik yarışmalarından sonra nihayet "işe yarar" bir yarışma programı başladı. Gizli yetenek keşfine yönelen diğer yarışmaların aksine "gizli zeka" keşfetmeye odaklanmışlar. Yarışmanın adı "Türk Mucit".

NTV'nin yarışma programı Türk Mucit, hayatı kolaylaştıracak, ihtiyacı karşılayacak, boşluğu dolduracak, yaptığını satacak ürün geliştirdiğini iddia eden, icadına, projesine güvenenler, hayallerini gerçekleştirmek isteyen "Türk Mucit" adayları ve ürünlerini arıyor.

Yarışmanın daha ilk elemelerinde kaybolmayan ayakkabıdan, projeksiyonlu laptopa, çiğ köfte makinasından, soba zehirlenmesini önleyen sistemlere, ambülans ve polis araçlarına öncelik tanıyan sinyalizasyon sistemlerinden, seyyar elektrik santraline ve matematik formüllerine kadar birçok enteresan proje izledim.

Yarışmada teknoloji harikaları peşinde koşulmuyor. Hayatı kolaylaştıracak orijinal projeler, insanların satın alacağı işler aranıyor... Finalistleri bekleyen büyük ödül ise, teknoloji ve pazarlama uzmanları tarafından icatlarını geliştirmeleri için verilecek destek ve bir de para ödülü.

"Türk Mucit bireysel yaratıcılığa inanıyor, destek veriyor. Türkiye'de icatların sayısını arttırmayı, heyecan verici fikirlere dikkat çekmeyi, hayatı kolaylaştıracak buluşları gün ışığına çıkarmayı amaçlıyor. "

Buraya kadar her şey çok güzel düşünülüp organize edilmiş. Ancak bu konularda danışmanlık veren bir kişi ve bir patent vekili olarak -ki bu işlerden anlarım- , yarışmada gizililik prensibinin ihlal edildiğini düşünüyorum. Mesela ben bir sanayici olsaydım, televizyonumun karşısına geçer, şöyle bir güzel kurulur, elime kağıt kalem alıp başlardım notlar almaya. Gelsin fikirler!

Özellikle eleme anında mucit adayları fikir veya projelerini jüriye beğendirip finale kalabilmek için tüm detayları açıklıyorlar. Ve gerçekten çok ilginç fikirler ortaya atılıyor. Bu fikir paylaşımı olanakları elinde barındıran bazı insanların beyninde aniden bir ışık yakacak ve uygulanabilirliğini araştımasını teşvik edecek. Böyle bakıldığında toplumun tamamı için faydalı görünen bu bilgi paylaşımı, o fikrin veya projenin yaratıcısı için ne yazık ki tüm emeğinin elinden kayıp gitmesi anlamına geliyor.

Oysa kanun koyucu, yeni buluşların teşvik edilmesi için buluş sahiplerine belli bir süre ile o buluşun tüm kullanım haklarını emeğinin karşılığı ve bir ödül olarak kendisine vermektedir. Bu şu anlama gelir: Bu buluşu tüm toplumla paylaştığın için teşekkür ediyoruz ve bunun karşılığında emeğin ve paylaşımın için sana Patent hakkı tanıyoruz. Patent hakkı, buluş sahibinin buluşu ile ilgili tüm hakları kendisinde saklı tutma imkanı verir ve kendisinden habersiz kötü niyetli kullanımı engeller. Ancak lisans ile bu buluş başkaları tarafından buluş sahibinin izni ile kullanılabilir, bunda hiçbir mani bulunmamaktadır.

Buluş sahiplerinin çok hassas oldukları "gizlilik" konusuna "Türk Mucit" nasıl bir önlem aldı bilmiyorum. Bunu, mutlaka bir önlem almış olduklarını varsayarak söylüyorum çünkü aksi halde bu paylaşım mucitler için büyük hak kayıpları doğurabilir. Tüm mucit adaylarına konuyu buradan duyurmayı borç bildim.