5 Aralık 2011

Madrid Protokolü üye ülkelerinden Singapur, başvuru ücretlerini yeniden belirlendi. (MADRID/2011/42)

Madrid Protokolü uyarınca, Singapur Patent Ofisi yeni başvuru ücretlerini belirledi. Detaylı bilgi için WIPO tarafından 05.12.2011 tarihinde yayınlanan duyuru metnini sunmaktayız.

Madrid Protocol Concerning the International Registration of Marks



Change in the Amounts of the Individual Fee:  Singapore

1.         The Government of Singapore has notified to the Director General of the World Intellectual Property Organization (WIPO) a declaration modifying the amounts of the individual fee payable with respect to Singapore under Article 8(7) of the Madrid Protocol.

2.         In accordance with Rule 35(2)(b) of the Common Regulations under the Madrid Agreement and Protocol, the Director General has, after consultation with the Office of Singapore, established the following new amounts, in Swiss francs, of the said individual fee:

ITEMS

Amounts


(in Swiss francs)

Application or Subsequent Designation

–    for each class of goods or services

272

Renewal

–    for each class of goods or services

197



3.         This change will take effect on December 20, 2011.  Therefore, these amounts will be payable where Singapore 

(a)       is designated in an international application which is received, or is deemed to have been received under Rule 11(1)(c), by the Office of origin on or after that date; or 

(b)       is the subject of a subsequent designation which is received by the Office of the Contracting Party of the holder on or after that date, or is filed direct with the International Bureau of WIPO on or after that date; or 

(c)       has been designated in an international registration which is renewed on or after that date. 


December 5, 2011

3 Aralık 2011

Madrid Protokolü üye ülkelerinden Türkiye, başvuru ücretlerini yeniden belirlendi. (MADRID/2011/41)

Madrid Anlaşması ve Madrid Protokolü uyarınca, Türk Patent Enstitüsü CHF üzerinden yeni başvuru ücretlerini belirledi. Detaylı bilgi için WIPO tarafından 01.12.2011 tarihinde yayınlanan duyuru metnini sunmaktayız.

Madrid Protocol Concerning the International Registration of Marks



Change in the Amounts of the Individual Fee:  Turkey

1.         In accordance with Rule 35(2)(d) of the Common Regulations under the Madrid Agreement and Protocol, the Director General of the World Intellectual Property Organization (WIPO) has established the following new amounts, in Swiss francs, of the individual fee that is payable when Turkey is designated in an international application, in a designation subsequent to an international registration or in respect of the renewal of an international registration: 

ITEMS


Amounts

(in Swiss francs)

Application or Subsequent Designation

–    for one class of goods or services
–    for each additional class


248
  49

Renewal

–    independent of the number of classes


244
 


2.         This change will take effect on January 1, 2012.  Therefore, these amounts will be payable where Turkey 

(a)       is designated in an international application which is received, or is deemed to have been received under Rule 11(1)(c), by the Office of origin on or after that date; or 

(b)       is the subject of a subsequent designation which is received by the Office of the Contracting Party of the holder on or after that date, or is filed direct with the International Bureau of WIPO on or after that date; or 

(c)       has been designated in an international registration which is renewed on or after that date. 


December 1, 2011

Madrid Protokolü üye ülkelerinden İsrail’in başvuru ücretleri yeniden belirlendi. (MADRID/2011/40)

Madrid Anlaşması ve Madrid Protokolü uyarınca, İsrail Patent Ofisi CHF üzerinden başvuru ücretlerini güncelledi. Deatylı bilgi için WIPO tarafından 01.12.2011 tarihinde yayınlanan duyuru metnini sunmaktayız.

Madrid Protocol Concerning the International Registration of Marks



Change in the Amounts of the Individual Fee:  Israel

1.         In accordance with Rule 35(2)(d) of the Common Regulations under the Madrid Agreement and Protocol, the Director General of the World Intellectual Property Organization (WIPO) has established the following new amounts, in Swiss francs, of the individual fee that is payable when Israel is designated in an international application, in a designation subsequent to an international registration or in respect of the renewal of an international registration: 

ITEMS


Amounts

(in Swiss francs)

Application or Subsequent Designation

–    for one class of goods or services
–    for each additional class


368
276

Renewal

–    for one class of goods or services
–    for each additional class


655
553



2.         This change will take effect on January 1, 2012.  Therefore, these amounts will be payable where Israel 

(a)       is designated in an international application which is received, or is deemed to have been received under Rule 11(1)(c), by the Office of origin on or after that date; or 

(b)       is the subject of a subsequent designation which is received by the Office of the Contracting Party of the holder on or after that date, or is filed direct with the International Bureau of WIPO on or after that date; or 

(c)       has been designated in an international registration which is renewed on or after that date. 


December 1, 2011


30 Kasım 2011

Madrid Protokolü üye ülkelerinden Bulgaristan’ın başvuru ücretleri yeniden belirlendi. (MADRID/2011/39)

Madrid Anlaşması ve Madrid Protokolü uyarınca, Bulgaristan Patent Ofisi CHF üzerinden yeni başvuru ücretlerini belirledi. Deatylı bilgi için WIPO tarafından 30.11.2011 tarihinde yayınlanan duyuru metnini sunmaktayız.


Madrid Protocol Concerning the International Registration of Marks



Change in the Amounts of the Individual Fee:  Bulgaria

1.         The Government of Bulgaria has notified to the Director General of the World Intellectual Property Organization (WIPO) a declaration modifying the amounts of the individual fee payable with respect to Bulgaria under Article 8(7) of the Madrid Protocol.
2.         In accordance with Rule 35(2)(b) of the Common Regulations under the Madrid Agreement and Protocol, the Director General has, after consultation with the Office of Bulgaria, established the following new amounts, in Swiss francs, of the said individual fee:
ITEMS

Amounts

(in Swiss francs)

Application or Subsequent Designation


–  for three classes of goods or services
376
–  for each additional class
  25


Where the mark is a collective or certification mark:



–  for three classes of goods or services
683
–  for each additional class
  62


Renewal


–  for three classes of goods or services
185
–  for each additional class
  37


Where the mark is a collective or certification mark:



–  for three classes of goods or services
369
–  for each additional class
  74



3.         This change will take effect on December 28, 2011.  Therefore, these amounts will be payable where Bulgaria 

(a)       is designated in an international application which is received, or is deemed to have been received under Rule 11(1)(c), by the Office of origin on or after that date; or 

(b)       is the subject of a subsequent designation which is received by the Office of the Contracting Party of the holder on or after that date, or is filed direct with the International Bureau of WIPO on or after that date; or 

(c)       has been designated in an international registration which is renewed on or after that date. 


November 30, 2011

5 Kasım 2011

MUTLU BAYRAMLAR


Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle...
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, t atlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır.
"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır. Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...

''Can Yücel'' 



3 Kasım 2011

Marka Tescilinde 35. Sınıf Uygulamaları ve Uygulama Değişikliği

Türk Patent Enstitüsü tarafından hazırlanan ve 19 Ekim 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 35.sınıf değişikliği ile ilgili tebliğ, “mağazacılık ve satış hizmetleri” yapan işletmelerin özel ürün ve sektör belirtmesine izin vermiştir. Buna göre, bir markayı kullanmadığı ürünler ve sektörler için tescil ettirenlerin elde ettiği tekel hakkı sınırlandırılacak ve gerçek hak sahiplerine markalarını yeniden tescil ettirme fırsatı tanınmış olacaktır. Yapılan mevzuat değişikliği ile kötü niyetli müracaatların engellenmesi amaçlanmaktadır.

35. sınıfta tescilli markası olan hak sahipleri için önemi

·         Eski uygulamada Türk Patent Enstitüsü 35. sınıfta bir markaya aynı veya yanıltıcı derecede benzer markaları kabul etmezken, değişiklik sonrası kabul edip yayınlama ve mevcut “genel tanımlı” tesciller ile “çakışmayacağına” dair değerlendirme kararı almıştır.
·         Yayın esnasında itiraz edilmez ise ilgili aynı veya benzer marka tescile bağlanacak olup, bu durumun mevcut marka sahiplerinin haklarına zarar vermesi olasıdır.

Ne Yapmalı

→ 35. sınıf kapsamında sektör ve/ veya ürün tanımları ekleyerek marka koruma kapsamını kendi faaliyet alanları ile sınırlamak için ek tanımlama/ detaylandırma yapıp yeni bir marka müracaatı gerçekleştirilmeli.
→ 35. sınıfta var olan ve bir markaya yanıltıcı derecede benzer markaları sürekli olarak izlemeli ve tescillerini yayın süresi içinde itiraz ederek engelleme yoluna gidilmeli.

35. sınıfta tescil alamamış sahipler için önemi

·         35. sınıfta faaliyet göstermediği halde “genel tescilli” olan markalar karşısında yeniden bir fırsat doğmuştur. Çünkü artık genel tescilli markalar (gerçekten bu sektör veya ürün ile ilgili ticaret yapmadığı müddetçe) “özel tanımlı” marka müracaatlarına engel olamayacaktır.

Ne Yapmalı

→ Herhangi bir işletmenin “gerçek haklarına tecavüz etmeden” 35. sınıf kapsamında sektör ve/veya ürün tanımları yeni bir marka müracaatı gerçekleştirilmeli.


35. sınıf kapsamında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” tanımı yeni uygulama değişiklikleri kapsamında artık “çeşitli mallar” yerine özel ürün(ler) ve/veya sektör (ler)belirtmek mümkün kılınmış olup, etkin koruma için önerilmektedir.

Daha önce 35. sınıfta ret olmuş markalar yeniden tescil şansını elde etmiştir. Bu süreçte, var olan hak sahipleri özel emtialar ile marka başvurusunu yenileyerek yerini almalı ve marka haklarını sağlamlaştırmalıdır. Her iki taraf birbirilerinin “gerçek haklarına” tecavüz etmeden takip etmesi gereken adımları yerine getirmelidirler.

Eskiden tescil talepleri ret olmuş markaların müracaatı gerçekleşecektir, “haklı veya haksız” tescili itirazlarla engellenmediği sürece, kabul görecektir.

Hak sahipleri 35. sınıf emtiasını özelleştirip hızla müracaat gerçekleştirmekte ve bu sürece vaktinde dahil olmak son derece önemli hale gelmiştir.

12 Ekim 2011

TürkKızılayı Lisanslı Soda Üretimine Son Verdi




Marka yaratmak şirketler için, hem kendi ürün ve hizmetlerinin diğerlerinden ayrışmasını, hem de haksız kullanımlara karşı durabilmeyi sağladığı için firmalar aşısından son derece önemli. Diğer bir yani ise, marka, tasarım ve patent haklarının lisans ile talep eden firmalara kullandırılabilmesidir.

Ülkemizde, lisanslı kullanımın, halen istenen düzeyde yaygınlaşmamış ve arzu edilen standarda kavuşmamış olması bilinen bir gerçek iken, Worlwide IP Law Networks isimli uluslararası topluluğun lisans konusundaki paylaşımları son derece dikkat çekici. Buna göre, dünya genelinde, lisans kullanım bedellerinin %88 oranında ödenmediği ya da tahsilatında sorun yaşandığı ifade edilmekte. Bu sorunun temelinde, kullanım şartlarının belirlendiği lisans sözleşmesinin içeriğinde net ve kapsamlı korumaya yönelik hükümlere yer verilmemiş olması, kısacası başarısız lisans sözleşmeleri yatmakta. Lisans, uzun süreli kullanım hakkı verdiği için, bunun kullanım koşullarını iyi belirlemek çok önemli. Lisans sözleşmelerinin, firma açısından gelir getirici, olumlu etkilerini yaratabilmek için hukukçulardan destek alınarak hazırlanması mutlak bir gerekliliktir. Aksi halde, firmalar kendi kazanılmış haklarını koruyamadan, kendi eliyle kendi ürünleri başka firmalar kullandırarak büyük maddi zararlara uğramaktadırlar.

Son dönem, basında da geniş ölçüde yer alan en çarpıcı örnek, Türk Kızılayı markasıyla üretilen maden suyunda yaşanan uyuşmazlıktır. Türkiye Kızılay Derneği, Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan tam sayfa ilanı ile, Şadırvan İçecek Üretim Sanayi ve Ticaret A. Ş. ile imzalanan Türk Kızılayı’ nın isim ve logo kullanımına ilişkin marka kullanım sözleşmesinin, ilgili firmanın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, Türk Kızılayı tarafından noter kanalıyla çekilen ihtarname ile iptal edildiğini duyurmuştur. Bun dan sonra ise, üretimin aynı şekilde devam etmesi, artık haksız kullanıma girmekte olup, kurum, bu konuda gerekli hukuki süreçlerin başlatıldığını yine aynı sayfada duyurmuştur.

Kazanılmış haklar için başka kişi veya işletmelere lisans ile kullanım hakkı verilebilir ve başka marka sahiplerinin kazanılmış hakları lisans hakkı talep ederek kullanılabilir. Ancak, mevcut hakların korunması ve lisanslı kullanımın yükümlülükler bakımında süreç içindeki takibi son derece önemli bir konudur.

OrbisVista, lisans sözleşmelerini deneyimli hukuk kadrosu ile hazırlamaya ve geçerli kılmaya yönelik işlemleri başlatmak konusunda hizmet vermektedir.

5 Ağustos 2011

Sınai Mülkiyet Haklarının Terk Edilmişliği Üzerine...

İnternette Marka Olmak
Bu gün karşılaştığımız bir müşteri talebi kez daha fark ettirdi ki, sınai mülkiyet haklarını kullanmak bunların yakın takipçisi olmak, yakın takipçisi olmak onlardan yararlanmanın en temel şartı. Marka, patent veya tasarım başvurusu yapmak ve sonrasında arkaya yaslanmak, tescil belgesi geldiğinde tipik Türk sanayicisi mantığı ile bunu çerçeveletip duvara asmak ve unutmak belki de yapılacak en büyük hata. Sınai mülkiyet hakları, onlardan yararlandıkça, onları kullandıkça değer kazanır.
Sınai mülkiyette temel olarak sayılabilecek marka, patent ve tasarım tescilinde süreç bakımından ortak nokta, resmi kurumun incelemeden sonra yaptığı yayındır. Kurum, kendisine yapılan başvuruları ilana açarak, üçüncü şahısların itirazlarını bekler. İtiraz gelen başvurular, bu ilan aşamalarını yakından takip etmek o kadar önemli ki… İlan aşamasında tespit edilen ve kötüye kullanım sayılabilecek başvurular için anında işlem başlatabilme fırsatı verir. Basit bir itiraz dilekçesi bunun için yeterlidir. Aksi halde ise, hiçbir itiraz gelmediği için, kurum başvuruları tesciller.
Hak sahibi, eğer bu tescilden sonradan haberdar olur ise, tek yol dava süreci başlatmaktır. Bu ise, hem zaman hem de maliyet açısından yorucu ve yıpratıcı bir süreçtir.
Türk sınai mülkiyet sisteminin itiraza dayalı olması sanayicimizin ve tüm muhataplar açısından çok büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bunun farkında olmak ve süreci iyi değerlendirmek elimizde.
Unutulmamalı ki, marka değerini artırmak ona yapılan yatırımların yanı sıra markalaşma stratejisinin iyi yönetilmesi ile de doğrudan ilgilidir. Markayı tescil ettirmek ve sonrasında takibini bırakmak, onu unutulmaya terk etmek, yapılan tüm yatırımları heba etmektir.
İyi bir marka yönetimi, markanın stratejik değer olarak görülmesi ile başlar. Şirketlerde nasıl satış ekipleri her hafta rutin toplantılar yapıp haftayı analiz eder ve sonraki haftanın stratejisini belirler ise, marka yönetimi de bunu gerektirir. Marka yönetim, başvurunun doğruluğu, sürecin ciddi biçimde takibi, benzer sonraki başvuruların ve piyasadaki kötüye kullanımların tespiti, bunlara karşı verilecek mücadeleler, mücadelelerden alınan olumlu sonuçların (basında) kamuoyu ile paylaşılmasını gerektirir. Böylece marka şirket için stratejik değerken, tüm kamuoyu ve dolayısıyla tüketici için giderek tanınan, güven duyulan ve uğruna mücadele edildiği bilinen, bu yönüyle de kıymet verilen bir marka olacaktır. Bilinirlik düzeyi artan marka, -emin olunuz ki- market raflarında ilk tercih edilen marka olacaktır. Hiç değilse her tüketicinin denemek isteyeceği bir marka olacaktır. Zaten pazarlamada, bu fikri tüketici zihninde yaratmış olmak en büyük başarıdır. Tüketicinin o markalı ürünü alıp kullandıktan sonra memnun kalıp kalmaması ise artık o ürünün kalitesine kalmış bir şeydir.
Stratejik marka yönetimi, pazarlama açısından görevini tamamlamış bulunmaktadır. Her eve girebilmiştir, her tüketicinin zihninde “marka” algısı yaratmıştır. Marka algısı o markanın “kaliteli” oluşu algısını da beraberinde getirir ve aslında “kalite” markanın alt kümesi gibidir. Marka, kaliteyi kapsar. Ancak markanın mutlaka kalite ile örtüşmesi gerekir ki, marka algısı bütünleşsin ve devamlılığı sağlanabilsin.

20 Haziran 2011

Tasarım Savaşları / Apple - Samsung

Benzer işlev ve kaliteye sahip ürünlerin, tüketici tarafından tercih edilmesini sağlayan en önemli unsur tasarımdır. Bir ürünün, kendisi ile aynı kaliteyi vaat eden diğer ürünler arasından öne çıkarak tercih edilir olmasını sağlayan, tüketicinin dikkatini çeken, ürünün özgün tasarımıdır. Tasarım ürünün görsel farklılığını ifade etmekle beraber, işlevsel farklılık da, o ürüne has bir özellik olarak tasarım değeri katmaktadır.
Örneğin, bir şemsiye işlevsel özellikleri bakımından, katlanabilen çanta tipi veya uzun-omuz askılı, ya da baston saplı veya kenarları fırfırlı tasarlanarak fark yaratabilirken, aynı modelde olup, sadece kumaş desenindeki özgün karakter sebebiyle de farklılaşarak tasarım değeri taşıyabilir. Bir kullanıcı, farklı işlevsel özellikte birden çok şemsiyeye sahip olmayı isterken, diğer bir kullanıcı belli bir modeli benimseyerek bu modelin farklı renk ve desenlerinden birçok şemsiye sahibi olmak da isteyebilir. Tüketici her zaman, kendisine sunulan pek çok seçenek içinden, seçim yapmak ister. Bu seçenekler ise, ya işlevsel ya da görsel bakımdan farklılık ortaya koyarak, diğer bir deyişle tasarım değeri taşıyarak tüketicinin dikkatini çeker.
Ürün ambalajlarında görsel açıdan farklılık yaratarak benzer ürünler içinden öne çıkmak çok daha önemlidir. Bu alandaki en akıllıca strateji ise, ürünle özdeşleşen tasarımlar yaratmaktır. Bu ürünle özdeşleşen ambalajları tanımlamak için “trade dress” kavramı doğmuştur. Trade dress, ürünün tüketici üzerinde bıraktığı görsel izlenim ve ürünün kimliği olarak tanımlanmakta olup, bazı durumlarda marka kimliğinin önüne geçecek kadar güçlü tasarımları ifade eder.
Tasarımdaki benzerlikler dünyaca ünlü markaları sık sık karşı karşıya getirmekte. Şu günlerde Apple ve Samsung gibi iki devin GSM alanındaki mücadelesi devam etmekte. Apple, pek çok yönden Samsung tarafından taklit edildiğini öne sürerek hukuk mücadelesi vermekte. Bakalım kim galip çıkacak.

7 Haziran 2011

"Kitap Annesi" nden Mütevazı Öneriler






Hem bunları yazmalısın diyenler için, hem de ilerde unutmamak için yazıyorum bu gün. "Kitap annesi" nden, kitap harici, yaşanmış-denenmiş, işe yaramış tavsiyeler. Çocuklara dair iletişimde tıkanıklık yaşatan ve genelde çocuğun ağlamasıyla sonlanan, hatta bazen çocuk ile beveyn arasında otorite savaşına dönüşen anlar hakkında kısa notlar aldım bu gün. Altın kural ise, çocuğun "çocuk" olduğunu unutmamak. 

  1. “Yapma” demek yerine, tecrübe etmesini sağlayın. Deneyerek yapmaması gerektiğini anlasın. Acı biberi oldum olası hep çok sevmişimdir. Önceleri yemeklerde masaya çıkarmaya çekiniyordum, ya isterse diye. Fakat sonra çıkarmaya ve isterse de onu acı biberle tanıştırmaya karar verdim. Beklediğim gibi oldu. Acı dememe rağmen ısrarla istedi, veririm fakat acı olduğunu bilmelisin dedim ve verdim. O an pişman oldu, bir daha da asla lafını etmedi. Başka bir vahim mevzu ise çay. Özellikle misafir geldiğinde ortalıkta duran sehpalara konan çaylar çocuklar için inanılmaz tehlikeli. Annelerin ise, servis, sohbet, bitenlerin toplanması ve çayların tazelenmesi telaşının üzerine bir de, ama çaylara yaklaşmasın derdi vardır, ki sanırım o an için dertlerin en büyüğüdür. Defalarca aman sakın çaya yaklaşma, sıcak yanarsın denir, çocuğun ise asla umurunda olmaz, aksi gibi hep çay sehpalarını tavaf eder. İşte yine böyle bir gündü. Çay istedi bizim küçük hanım. Sıcak dedim, yine de istedi. Tamam dedim verdim. Dokunur dokunmaz elini çekti ve bir daha asla çay istemedi. Çaya yaklaşmadı bile J
  2. “Hayır” demeyin. Olumsuz anlam veren olumlu cümlelerle “hayır”ınızı belirtin.  Yonca sık sık “Jelibon” istiyorum diye tutturur akşam eve geldiğimizde. Hayır, önce yemek yemelisin dediğimde, inanılmaz reaksiyon veriyordu. Sonra taktik değiştirdim. Hayır demek yerine, “Tabi tatlım, yemeğini yedikten sonra olur” demeye başladım ve ikna olduğunu gördüm. Hatta sonraları bunu oyun haline getirdik. Oyun şöyle gelişiyor. Y: Jelibon (şeker vs.) istiyorum. A: Tabi tatlım … Ama ne zaman? Y: Yemekten sonraaaa (aynı anda). Bu taktik çok işe yaradı.
  3. Ufak tefek, kontrollü kazalar yaşamasına izin verin. Yaptığı şeyin sonucunun nasıl olacağını söyleyip, ısrar etmeye devam ederse, bırakın tecrübe etsin. Mesela, altı kayan terlikleri giymekte ısrar ediyorsa, izin verin ve düşmesini gözlemleyin. Bir daha onları giymeyecektir. Hem tecrübe ile birlikte öğrenilmiş davranış olacak, hem de, esas büyük etki “anne haklılığı” nı yaratmakta olacak. Çocuk annem demişti ve dediği gibi oldu, annem hep biliyor, demek ki dediklerinde gerçekten haklı fikri oluşacak çocukta. Bu haklılık durumu yaratıldığında emin olun, her şey çok daha kolay olacak.
  4. Çocuklar anneleri ikna etmekte ustadır. Bu yüzden bazı küçük yasakları kendi davranışlarına bağlayın ki, kontrolü kendinde hissetsin ve yaptırmak için ısrar etmeye kalkışmasın. Örneğin televizyonu yakında izliyorsa, kumandadan çaktırmadan kapatın. Yakından izlediğin için kapandı deyin. Uyku vakti geldiğinde son kez “Caillou” diye tutturduysa, üstelik de uzun sürenlerden birini izlemekte ısrar ediyorsa, bilgisayarın şarj aletini çıkarın ya da, programlanmış görevler tanımlayın ekrana çıksın. Böylece “Caillou” keyfi otomatikman son bulacak ve tıpış tıpış yatağın yolunu tutacak.
İlk aklıma gelenler bunlar.

Yaşayıp yenilerini ekledikçe hafızaya, buraya da ekleneceğinden emin olabilirsiniz :)

19 Mayıs 2011

Anne ve Kadın Olmak Üzerine


Çocuk düşüncesi, önceleri, hamilelikte alınan onlarca kilonun verilememsi, doğum sonrası bebekli hayata alışma sancısı, uykusuz geceler ve yorgun günler, alışılagelmiş bir hayatın geçmişte bırakılması gibi sonuçlar doğururdu ve bu sebeple günümüz postmodern-çalışan kadınının uzak durduğu şeylerdi. “En güzel çocuk arkadaşımın çocuğu” denirdi mesela. Bir çocukla iyi vakit geçirmek, gülmek eğlenmek fakat bakım ihtiyacı ortaya çıktığında gerçek annenin sorumluluğu üstlenmesi için onu ait olduğu yere teslim etmek demek aslında bu.
Ne var ki, özgürlüklerinin kısıtlanacağı ve buna hazır olmadıkları gerekçesiyle çocuk sahibi olmaya şiddetle karşı çıkan bir dönemin kadınları, şimdilerde bunun için can atıyorlar. Anneliğin kutsal, erdemli tarafını keşfettikleri ve kendi hayatlarından vaz geçmeye hazır oldukları için mi dersiniz? Kesinlikle hayır. Bunu söylemek, bir anda böyle radikal bir değişime inanmak hayli güç.
Günümüzde, bebek ve annelik, üzerine ciddi yatırımlar yapılan yeni pazarlama alanları. 21. yüzyıl kadını, anneliği kendi çevresinden görerek değil, kitaplardan okuyarak, internetten ve dergilerden öğreniyor. Ben buna “kitap annesi” diyorum ve kendimi da tamamen bu kategoriye sokuyorum. Daha önce etrafımda bir çocuğun yetişmesini gözlemlemediğim için çocuk doğduğu anda ne yapmalı sorusuna cevapları hep kitaplardan okudum. Bu bir nevi ÖSS hazırlığı gibiydi. 9 ay sonrasındaki büyük sınav için bu süre boyunca okumak araştırmak ve çok çalışarak hazırlanmak gibi… Hamilelikte, hangi ay çocuğun neresi gelişiyor, neler yemeliyim, ne yersem ne olur, yemezsem ne olur, çocuğun gelişimi ay ay kitapta yazanlarla örtüşüyor mu, bebek için en iyi en güzel, en organik kıyafetler nerden bulunur, hangi beşik daha iyidir, hangi hava nemlendiricisi alınmalı, hangi çocuk bezi kullanılmalı gibi şeyler öğrenmeye çalışırken, doğum yaklaştıkça, çocuğun bakımı nasıl yapılır, nasıl yıkanır, gazı nasıl çıkarılır, mama nasıl hazırlanır bir taraftan da bunları öğrenmek sonrası için ödev gibiydi. Bunlar, kitap annelerinin yaptıkları hazırlıklar ve tamamen teorik, ancak kitap öğretilerinin pratiğe dönüşen halleri kendi çocuklarımız. Ön hazırlığı yapabilmek ve kusursuz anne olabilmek için uygulamalı annelik kurslarına gidenler olduğunu da duymuştum. Annelik üzerine TV kanallarında yayınlanan “tecrübeli” annelerin sunduğu ve tecrübelerini paylaştığı anne-bebek-çocuk programları, kadın doğum – psikolog - pedagog üçlüsünden oluşan seanslar, pek çok aylık-haftalık dergiler, artık neredeyse her yerde bulunan çocuk bakım ve oyun alanları anne olmak konusundaki kaygıları minimize eden ve kadınları cesaretlendiren faktörler.
Şu bir gerçek ki, günümüz annesi çok daha güçlü ve özgür. Dummy mummy olarak bilinen, kendini tamamen “anne” olmaya adayan, annelik dışındaki bağımsız hayatı kurmayı başaramayan, mama lekeli tişörtler, dağınık saçları ile bakımsız, çocuklardan başka bir şeyden konuşmayan ve sadece böyle mutlu olabilen, sosyal hayattan giderek uzaklaşan, buna bağlı psikolojik sorunlar yaşayan, mutsuz ve mutsuzluk yayan anneler eksi kadar çok değil sayıca.
Ünlü annelerin televizyon ve dergilerden yansıyan görüntüleri, yeni nesil annelere “dummy” olmadan da “mummy” olunabileceğini öğretti. Çocuğa rağmen değil, çocukla birlikte hayatı şekillendirmek, tabi ki dış görünümüne özen göstermek, “kadın olma” rolüne sıkıca tutunmak, eski günlerdeki gibi yüksek sesle müzik dinlemek, Elif Şafak’ın “Siyah Süt” te bahsettiği annelik bunalımına sürüklenmemenin yolları. Anne olmak kadın olmayı unutmak değildir.