25 Şubat 2007

3 Vakte Kadar

2010 yılında İstanbul'u dünya başkenti yapma gayretindeyiz. İstanbul'u dünyaya tanıtacak yeni bir yüz keşfetmek için düzenlenen afiş yarışması sonuçlandı. İşte seçilen afiş.
Afiş, İstanbul'a ve geleneksel öğelerimize dair çok şey anlattığı için, baktığımda zihnimde doyumsuz bir lezzet bıraktığı için çok anlamlı ve duygusal geldi. Tek dileğim yabancıların da afişten aynı lezzeti alması.

6 yorum:

buraKargın dedi ki...

Aylin Hanım, önce yorum yazmak istedim. Sonra konu beni yakından ilgilendirdiği için blogumda değinmek istedim. Göz atmanızı rica ediyorum.

http://burakargin.blogspot.com/2007/02/3-vakte-kadar.html

Sevgiler, teşekkürler...

seher dedi ki...

süper bi çalışma olmuş ya bayıldım

aylin sener dedi ki...

Sevgili Burak,
Afişle ilgili olarak kendi blogunda yaptığın yorumları büyük keyifle okudum ve sana çok hak verdiğimi söyleyebilirim.
Aslında afişten hem tat aldım, hem bazı noktalarda rahatsızlık duydum. Madem ki top bende, şöyle açıklamak isterim fikirlerimi o halde:
Afişin çıkış fikrini çok sevdim. Tanıtım denildiğinde her zaman akla gelen ve olmazsa olmaz unsurlar olarak vurgulanan oryantal öğelerin ötesinde seçilen kahve falı ve lokum gibi, daha çok kültürel olduğunu düşündüren öğelerin kullanılması çok başarılı bir tercih. Arka planda bunların oluşturduğu müthiş bir İstanbul silueti var, "İstanbul’a ait olduğu pek de belli olmayan". Dediğin gibi Edirne, Bursa ya da Van gibi, herhangi bir yer gibi...
Kahve falı ve lokumun Türk kültürünün temel öğelerinden olduğu yadsınamaz bir gerçek, ancak onu anlatmaya yetmediği de aşikar. Bu afişin neresini değiştirmek isterdim biliyor musun? Arkadaki İstanbul siluetini. İlk bakışta İstanbul’u çağrıştıracak bir tarzda sunar, içerikteki cami ağırlıklı görüntüyü kaldırırdım. Lütfen cami figürüne takıldığım düşünülmesin. Çok çeşitliliğe ev sahipliği yapmasıyla övündüğümüz İstanbul şehrinin, bu çeşitliliği yaratan unsurlardan birinin diğerlerine göre baskın olarak ortaya çıkarılması, övünç kaynağımız olan bu çok çeşitliliğe hoşgörü ve dostça yaşama ev sahipliği tezini bir anda yerle bir eder. Ben sadece buna takılıyorum.
Madem amaç, İstanbul’un kurulduğu günden beri birçok topluma dolayısıyla kültüre ve dine ev sahipliği yaptığı ve yapmaya devam ettiğini vurgulamak, belli bir kesimi temsil eden unsurların asıl öğe olarak kullanılması bana bek doğru görünmüyor.

mobildöngü dedi ki...

yaa aylin amma kıvırmışsın hee. burak yorum yapana kadar aklın nerdeydi. postun beyenilseydi yorumdaki fikirlerini açıklamayacakmıydın ve bizde gerçek düşüncelerini öğrenemeyecekmiydik. yani aslında "neresini değiştirmek isterdim biliyormusun? demeyecekmiydin. Anlam veremedim...

aylin sener dedi ki...

Mobildöngüye merhaba,
Sesini çok sevdim, daha sık gel olur mu :)
Soruna gelince, demeyecektim aslında. Afiş hakkında demek isteyipte demediğim başka şeyler de var. Bu bir tercih. Sebepsiz de değil üstelik...

delphici dedi ki...

Merhaba;
Afişi ilk kez burada görmedim. Ama farklı bakış açılarını ilk kez burada okuyorum. Afişi ilk gördüğümden beri çok beğendiğimi belirtmek isterim. İdeolojik imajını hiç düşünmeden bu afişin Türkiye'yi ve İstanbul'u rahatlıkla temsil edebileceği kanısını taşıyorum. Ayrıca bu afişi benimle birlikte ilk kez gören 4 oda arkadaşımın da aynı düşünceyi paylaştıklarını belirtmek isterim.