23 Ocak 2007

Kalem Kırma Sırası Bizde!


Geçen gün, bir süredir yenilemek istediğim klavyemi nihayet değiştirdim. Yeni klavyemi üzerine pek de dikkat etmeden almıştım. Eve gelince fark ettim içimi burkacağını önceden bilmediğim, kutunun üzerindeki klavye resminin yanında duran kırık kurşun kalem resmini. Daha önce hiç bu kadar cesur bir mesaj veren bir teknoloji pankartı görmemiştim. Garip hisler uyandı içimde.

Kalem önemli bir icat. Kalem bilgidir, düşüncedir, silahtır. Bazen sevgiliye söylenemeyen sözlerin naif elçisi, bazen cesur bir savaşçı. Fiziksel varlığından çok öte bir şey. Hayatın içine yerleşmiş güçlü bir sembol aslında. Son teknoloji ürünü müthiş klavyeler biliyorum ki, kalem kullanmamıza asla engel oluşturmayacak ama, yine de içimde bir yanım o kalemi de öyle kırıp koymasalardı keşke klavyenin yanına diyor. Sanki pabucu dama atılmış gibi… Belki çok duygusal yaklaştım ama, benim gibi düşünenler elbet olacak.

Farklı noktalara odaklanması gerekirken, aslında tüketicide o ürünü satın almaya yöneltecek bir etki yaratmayacak hatta ters yönde etkileyip, belki de elinden bıraktıracak bir ambalaj tasarımı ile sunulan ürünlerin başarılı olamayacağına inanıyorum. Standart bir kullanıcı elini ürüne götüren şey ürünün giysisi olduğu için ambalaj seçimlerine dikkat etmeyenlerin başarısızlığa uğrayacağı gerçeği sayısız tekrarlarla ispat edilmeye mahkumdur.

4 yorum:

Ned Dorsey dedi ki...

Benim de içim burkuldu.
Ama o kalemi kıran el için bile o kalem aslında kırılmıyor.
İstediği kadar kırsın.

Kalem, bastırılmaya çalıştıkça sivrilir. Tarih boyunca örneklerini görmüşüz. Göreceğiz. Görmeye devam edeceğiz.

aylin sener dedi ki...

Sanırım haklısın. Ofiste yana yakılan kalem aradığım zamanlar biliyorum ki hiç bitmeyecek. Oysa önümde klavyem de var :)

aylin sener dedi ki...

Düzeltme:
yana yakıla
:)

Ned Dorsey dedi ki...

Duygusallıkla suçlarlar bu durumlarda genelde. "Yeniliğe karşı çıkmak" olarak algılayıp olayı çarpıtmak da popüler bir yoldur.:)

Ama o kalem o kırık haliyle de yazar.